Çocuk ve Ergenlerde Apraksi Nedenleri ve Belirtileri

Doç. Dr. Büşra Olcay Öz, çocuk ve ergenlerde apraksinin, kas güçsüzlüğünden değil, beynin motor komutları doğru sıralayamamasından kaynaklandığını vurguluyor. Erken tanı ve doğru terapi ile önemli ilerlemeler kaydedilebilir.

Apraksi, Yunanca "praxis" kelimesinden türetilmiş olup "eylem" veya "hareket" anlamına gelir. "A" ön eki ise yoksunluk belirtir. Dolayısıyla apraksi, kelime anlamıyla "eylemsizlik" veya "hareket edememe" olarak çevrilebilir. Ancak bu, kasların çalışmadığı veya felçli olduğu anlamına gelmez. Aksine, apraksi, kaslarda herhangi bir güçsüzlük veya paralizi olmamasına rağmen, beynin istemli ve amaca yönelik hareketleri planlama ve koordine etme yeteneğindeki bir bozukluktur. Bu durum, beynin belirli bir hareketi gerçekleştirmek için gerekli olan kas gruplarına doğru sıralamada ve zamanlamada sinyal gönderememesinden kaynaklanır.

Çocuk ve ergenlerde apraksi, genellikle "gelişimsel apraksi" veya "çocukluk çağı apraksisi" olarak adlandırılır. Bu durum, doğuştan gelen veya erken çocukluk döneminde ortaya çıkan nörolojik bir farklılıktan kaynaklanır. Edinilmiş apraksi ise genellikle inme, kafa travması, beyin tümörü veya nörodejeneratif bir hastalık gibi beyin hasarı sonrası yetişkinlikte görülür.

Çocuk ve ergen psikiyatrisi alanında önemli çalışmalara imza atan Doç. Dr. Büşra Olcay Öz, apraksinin genellikle diğer gelişimsel bozukluklarla birlikte görülebileceğine dikkat çekmektedir. "Apraksi, izole bir durum olabileceği gibi, otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) veya özgül öğrenme güçlüğü gibi diğer nörogelişimsel durumlarla birlikte de karşımıza çıkabilir. Bu nedenle, kapsamlı bir değerlendirme ve ayırıcı tanı büyük önem taşır," diyor Dr. Öz.

Apraksi, etkilediği motor becerilere göre farklı türlere ayrılır. En sık karşılaşılan türleri şunlardır:

Sözel Apraksi (Konuşma Apraksisi): Çocuğun konuşma seslerini, heceleri ve kelimeleri üretmek için gerekli olan ağız, dil ve çene hareketlerini istemli olarak planlama ve sıralamada zorluk yaşadığı durumdur. Çocuk ne söylemek istediğini bilir ancak beyin, konuşma organlarına doğru hareket komutlarını gönderemez.

Oral Apraksi: Konuşma dışı istemli ağız hareketlerinde (örneğin, üfleme, emme, yalama) zorluk yaşanmasıdır.

İdeomotor Apraksi: Bir nesneyi nasıl kullanacağını bildiği halde, komut üzerine o nesneyle ilgili hareketi taklit edememe durumudur. Örneğin, "saçını tara" dendiğinde bu hareketi yapmakta zorlanabilir.

İdeasyonel Apraksi: Bir dizi karmaşık hareketi sıralı bir şekilde planlama ve uygulama yeteneğinin bozulmasıdır. Örneğin, bir sandviç hazırlama gibi çok adımlı bir görevi tamamlamakta zorlanabilir.

Ekstremite Apraksisi: Kol ve bacaklarda istemli hareketleri gerçekleştirmede güçlüktür.

Bu makalede, özellikle çocuk ve ergenlerde en sık görülen ve hem sosyal hem de akademik yaşamı derinden etkileyen sözel apraksi (konuşma apraksisi) üzerinde durulacaktır.

 

Çocukluk Çağı Konuşma Apraksisinin Belirtileri

 

Çocukluk çağı konuşma apraksisi (ÇÇKA), her çocukta farklı şiddette ve farklı belirtilerle ortaya çıkabilir. Belirtiler çocuğun yaşına ve apraksinin şiddetine göre değişiklik gösterir. Doç. Dr. Büşra Olcay Öz, ailelerin dikkat etmesi gereken bazı temel belirtileri şu şekilde sıralamaktadır:

Bebeklik ve Erken Çocukluk Dönemi Belirtileri (0-3 Yaş):

Sınırlı Babıldama: Bebeklik döneminde "ba-ba-ba", "da-da-da" gibi hece tekrarlarının az olması veya hiç olmaması.

Gecikmiş Konuşma: İlk kelimelerin beklenenden çok daha geç ortaya çıkması.

Sınırlı Ses Repertuvarı: Üretebildiği ünlü ve ünsüz seslerin sayısının çok az olması.

Yeme Güçlükleri: Katı gıdaya geçişte zorlanma, belirli dokudaki yiyecekleri reddetme gibi oral motor becerilerde zorluklar.

Okul Öncesi ve Okul Çağı Belirtileri (3 Yaş ve Üzeri):

Tutarsız Hatalar: Bir kelimeyi farklı zamanlarda farklı şekillerde yanlış telaffuz etme. Örneğin, "kitap" kelimesini bir keresinde "kipat", başka bir zaman "tikat" şeklinde söyleyebilir. Bu tutarsızlık, artikülasyon bozukluğundan en önemli farklarından biridir.

Sesler Arası Geçişlerde Zorluk: Bir sesten veya heceden diğerine geçerken zorlanma, duraksama. Bu durum konuşmanın akıcılığını bozar.

Arama Davranışı: Doğru sesi çıkarmak için dilini, dudaklarını veya çenesini doğru konuma getirmeye çalışırken gözle görülür bir çaba sarf etmesi, "arama" hareketi yapması.

Prozodi (Tonlama ve Vurgu) Bozuklukları: Konuşmanın monoton olması, kelimelerdeki vurguların yanlış yerleştirilmesi veya her heceye eşit vurgu yapılması gibi doğal olmayan bir konuşma ritmi.

Seslerin ve Hecelerin Yer Değiştirmesi: Kelime içindeki seslerin veya hecelerin sırasını karıştırma (örneğin, "helikopter" yerine "helikop" veya "tekerlihop").

Uzun ve Karmaşık Kelimelerde Daha Fazla Hata: Kelime veya cümle uzadıkça hata yapma olasılığının artması.

Anlaşılırlığın Düşük Olması: Özellikle aile dışındaki yabancılar tarafından konuşmasının anlaşılmasında ciddi güçlükler yaşanması.

Alıcı Dil Becerilerinin İfade Edici Dil Becerilerinden Daha İyi Olması: Çocuk söylenenleri genellikle anlar ve karmaşık talimatları yerine getirebilir, ancak kendini ifade etmekte zorlanır. Bu durum çocukta hayal kırıklığı ve öfkeye neden olabilir.

Okuma ve Yazma Güçlükleri: Sesleri doğru bir şekilde işleyememe ve sıralayamama, ilerleyen yaşlarda okuma ve yazmayı öğrenmede de zorluklara yol açabilir.

Doç. Dr. Büşra Olcay Öz, "Bu belirtilerden bir veya birkaçının görülmesi, çocuğun kesinlikle apraksisi olduğu anlamına gelmez. Ancak, özellikle tutarsız hatalar, arama davranışı ve prozodi bozuklukları gibi belirtiler bir arada görülüyorsa, mutlaka bir dil ve konuşma terapisti ile çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından kapsamlı bir değerlendirme yapılması gerekir," diyerek aileleri uyarmaktadır.

 

Apraksinin Nedenleri: Beynin Motor Planlama Merkezindeki Sorun

 

Çocukluk çağı konuşma apraksisinin kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak araştırmalar, bu durumun beynin konuşma için gerekli motor hareketleri planlayan ve programlayan bölgelerindeki bir sorundan kaynaklandığını göstermektedir. Bu, bir kas güçsüzlüğü veya zeka geriliği değildir. Sorun, beynin "ne söylemek istediği" ile ağız kaslarına "bunu nasıl söyleyeceği" komutunu göndermesi arasındaki bağlantıda yatmaktadır.

Potansiyel nedenler arasında şunlar sayılabilir:

Nörolojik Gelişim Farklılıkları: Çoğu vakada, belirli bir beyin hasarı veya hastalığı saptanamaz. Bu durum, beynin gelişim sürecindeki idiyopatik (nedeni bilinmeyen) bir farklılıktan kaynaklandığı düşünülmektedir.

Genetik Faktörler: Araştırmalar, apraksinin bazı ailelerde daha sık görüldüğünü ve FOXP2 gibi belirli genlerdeki mutasyonların konuşma ve dil bozuklukları riskini artırabildiğini göstermektedir.

Beyin Hasarı veya Hastalıkları: Nadir de olsa, anne karnında veya doğum sırasında yaşanan komplikasyonlar, enfeksiyonlar, kafa travmaları veya bazı metabolik hastalıklar da apraksiye neden olabilir.

 

Tanı Süreci: Multidisipliner Bir Yaklaşım

 

Apraksi tanısı, tek bir testle konulamaz. Tanı süreci, genellikle bir ekip çalışmasını gerektirir. Bu ekipte dil ve konuşma terapisti, çocuk nöroloğu ve çocuk ve ergen psikiyatristi yer almalıdır.

Değerlendirme süreci şunları içerir:

Ayrıntılı Gelişimsel Öykü: Doç. Dr. Büşra Olcay Öz'ün de vurguladığı gibi, ailenin çocuğun hamilelik, doğum, motor ve dil gelişim basamakları hakkındaki gözlemleri ve verdiği bilgiler, tanı sürecinin temelini oluşturur.

Oral-Motor Değerlendirme: Dil ve konuşma terapisti, çocuğun konuşma dışı ağız hareketlerini (üfleme, yalama, dudak büzme vb.) değerlendirerek oral apraksi olup olmadığını kontrol eder.

Konuşma Değerlendirmesi: Terapist, çocuğun farklı sesleri, heceleri ve kelimeleri tekrar etmesini isteyerek konuşma üretimini dikkatlice analiz eder. Hataların tutarlılığı, sesler arası geçişler, prozodi ve anlaşılırlık gibi apraksiye özgü belirtiler incelenir.

İşitme Testi: Konuşma sorunlarının işitme kaybından kaynaklanmadığından emin olmak için bir işitme testi yapılır.

Nörolojik ve Psikiyatrik Değerlendirme: Eşlik edebilecek diğer nörolojik veya psikiyatrik durumların (epilepsi, otizm, DEHB vb.) varlığını değerlendirmek için bir çocuk nöroloğu ve/veya çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından muayene yapılır.

 

Apraksi Tedavisi: Yoğun ve Bireyselleştirilmiş Terapi

 

Çocukluk çağı konuşma apraksisi kendi kendine düzelen bir durum değildir. Erken ve yoğun bir terapi programı, çocuğun iletişim becerilerini geliştirmesi için kritik öneme sahiptir. Tedavinin temel amacı, beynin doğru konuşma hareketlerini planlama ve otomatikleştirme yeteneğini yeniden eğitmektir.

Doç. Dr. Büşra Olcay Öz, tedavinin başarısında multidisipliner yaklaşımın ve ailenin aktif katılımının altını çizmektedir: "Tedavi süreci, yalnızca terapi odasıyla sınırlı kalmamalıdır. Dil ve konuşma terapistinin önerdiği egzersizlerin evde aile tarafından düzenli olarak tekrar edilmesi, öğrenilen becerilerin genellenmesi ve kalıcı hale gelmesi için hayati önem taşır."

Apraksi tedavisinde kullanılan başlıca yaklaşımlar şunlardır:

Motor Programlama Yaklaşımları: Bu yaklaşımlar, konuşma hareketlerinin tekrar tekrar pratik edilmesine odaklanır. Terapist, çocuğa doğru ses üretimini öğretmek için görsel, işitsel ve dokunsal ipuçları kullanır. PROMPT (Prompts for Restructuring Oral Muscular Phonetic Targets) gibi yöntemlerde terapist, çocuğun yüzüne, çenesine ve dudaklarına dokunarak doğru artikülasyon pozisyonlarını hissetmesine yardımcı olur.

Dilsel ve Fonolojik Yaklaşımlar: Bu yöntemler, seslerin kurallarını ve dildeki kullanımını öğretmeye odaklanır.

Ritmik ve Melodik Yaklaşımlar: Melodik Entonasyon Terapisi (MET) gibi yöntemler, konuşmanın ritim ve melodisini kullanarak beynin farklı yollarını aktive etmeyi ve konuşma üretimini kolaylaştırmayı hedefler.

Alternatif ve Destekleyici İletişim (ADİ) Sistemleri: Konuşması ileri derecede anlaşılamayan çocuklar için işaret dili, resimli iletişim kartları (PECS) veya konuşma üreten cihazlar gibi ADİ sistemleri, çocuğun kendini ifade etmesine, iletişim kurmasına ve hayal kırıklığını azaltmasına yardımcı olabilir. Bu sistemler, konuşma terapisinin yerini almak yerine onu destekleyici bir araç olarak kullanılır.

Tedavinin sıklığı ve yoğunluğu, çocuğun ihtiyaçlarına göre bireysel olarak belirlenir. Genellikle haftada en az 2-3 seans yoğun terapi önerilmektedir.

Sonuç olarak, çocukluk çağı apraksisi, hem çocuk hem de aile için zorlu bir süreç olabilen karmaşık bir nörogelişimsel bozukluktur. Ancak, Doç. Dr. Büşra Olcay Öz gibi uzmanların rehberliğinde, erken ve doğru tanı, yoğun ve bireyselleştirilmiş bir terapi programı ve ailenin sabırlı ve destekleyici tutumu ile çocukların iletişim potansiyellerine ulaşmaları ve başarılı bir yaşam sürmeleri mümkündür. Unutulmamalıdır ki, her çocuğun ilerlemesi farklıdır ve en önemli hedef, çocuğun etkili bir şekilde iletişim kurmasını sağlamaktır.

Bu metni yararlı buldunuz mu?

Büşra OLCAY ÖZ

Büşra OLCAY ÖZ

Doç. Dr.

Bu Konuda Uzman Doktorlar

Toplumun sağlıklı gelişiminin temel taşlarından biri, çocuk ve gençlerin ruhsal iyilik halidir. Bu alanda görev yapan uzmanların bilgi birikimi ve deneyimi, psikiyatrik destek süreçlerinin kalitesini doğrudan etkiler. Çocuk ve ergen psikiyatrisi alanında 2012 yılından bu yana aktif olarak çalışan Doç. Dr. Büşra Olcay Öz, Nisan 2024’te doçentlik unvanını kazanarak akademik kariyerinde önemli bir aşamaya ulaşmıştır. Uzun yıllara dayanan deneyimi ve alanına dair derinlemesine uzmanlığıyla, 2024 itibarıyla Ankara’da çocuk ve ergenlere yönelik bireyselleştirilmiş psikiyatrik hizmetler sunmaya devam etmektedir.

Detaylı Profil
Önemli Uyarı

Sağlık kütüphanemizde yer alan içerikler, yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımakta olup, hazırlandıkları tarihteki bilimsel verilere dayanmaktadır. Kişisel sağlık durumunuzla ilgili her türlü soru, teşhis ya da tedavi ihtiyacınız için mutlaka bir hekimle ya da yetkili bir sağlık kuruluşuyla görüşmeniz önerilir.