Ebeveynliğin en zorlu yanlarından biri, çocuğunuzun davranışlarındaki veya duygularındaki değişimlerin "normal" bir gelişim evresi mi, yoksa profesyonel destek gerektiren bir sorunun habercisi mi olduğunu ayırt etmektir. "Çocuğumun bu davranışı normal mi?", "Acaba abartıyor muyum?", "Geçer mi, beklemeli miyim?" soruları, pek çok anne babanın zihnini meşgul eder. Çocuklar, duygusal, davranışsal veya akademik alanlarda günlük işlevselliklerini bozan ve sürekli hale gelen sorunlar yaşadığında bir çocuk psikiyatristine gitmelidir. Bu sorunlar, çocuğun sadece kendisiyle değil, aynı zamanda ailesiyle, arkadaşlarıyla ve okuluyla olan ilişkilerini de olumsuz etkilemeye başladığında, "beklemek" yerine "harekete geçmek" en doğru yaklaşımdır.
Çocuk ruh sağlığı, en az fiziksel sağlık kadar önemlidir ve erken müdahale, ileride kronikleşebilecek pek çok sorunun önüne geçebilir. Bu makale, ebeveynlerin hangi belirtileri ciddiye alması gerektiğini, çocuk psikiyatrisinin ne olduğunu, değerlendirme sürecinin nasıl işlediğini ve Ankara'da bu alanda destek arayanlar için seçenekleri detaylı bir şekilde ele alacaktır.
Çocuk Psikiyatrisi Nedir ve Neden Önemlidir?
Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi, 0-18 yaş arası bireylerin (bebekler, çocuklar ve ergenler) zihinsel, duygusal ve davranışsal gelişimlerini inceleyen, bu alanlardaki sorunları tanıyan, tedavi eden ve önlemeye çalışan bir tıp uzmanlık dalıdır.
Toplumda psikiyatriye gitme konusunda hala var olan "damgalanma" (stigma) korkusu, maalesef ebeveynlerin yardım arayışını geciktirmesine neden olabilmektedir. Oysa bir çocuk psikiyatristine başvurmak, çocuğunuzun "sorunlu" veya "deli" olduğu anlamına gelmez. Tıpkı bacağı kırıldığında bir ortopediste veya ateşi çıktığında bir pediatriste gitmek gibi, ruhsal zorlanmalar yaşandığında da bir ruh sağlığı uzmanına gitmek normal ve gereklidir.
Çocukluk çağı, beynin en hızlı geliştiği ve "nöroplastisite" yani beynin yeniden şekillenebilme yeteneğinin en yüksek olduğu dönemdir. Bu dönemde yaşanan zorluklara ne kadar erken müdahale edilirse, çocuğun sağlıklı bir gelişim rotasına dönmesi o kadar kolaylaşır.
Psikiyatrist ile Psikolog Arasındaki Fark Nedir?
Ebeveynlerin en çok karıştırdığı konulardan biri budur:
Çocuk Psikiyatristi: Bir tıp doktorudur. Tıp fakültesini bitirdikten sonra Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları alanında uzmanlık eğitimi alır. Tanı koyma yetkisine sahiptir, süreci yönetir, gerekli gördüğünde ilaç tedavisi düzenleyebilir ve psikoterapi uygulayabilir (veya yönlendirebilir). Fizyolojik ve biyolojik temelleri de değerlendirir.
Klinik Psikolog: Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra klinik psikoloji alanında yüksek lisans veya doktora yapmış uzmandır. Psikoterapi (konuşma terapisi, oyun terapisi vb.) ve psikolojik testler (zeka testleri, gelişim testleri vb.) uygulama konusunda uzmandır. İlaç yazma yetkisi yoktur.
İdeal bir tedavi süreci, genellikle bu iki uzmanın işbirliği içinde çalışmasını gerektirir. Psikiyatrist tanıyı koyar ve süreci yönetir, psikolog ise terapi ile çocuğun ve ailenin sorun çözme becerilerini geliştirir.
Hangi Belirtiler "Alarm Sinyali" Olarak Görülmeli?
Çocukların "kötü" günler geçirmesi, öfkelenmesi veya üzülmesi normaldir. Ancak aşağıda sıralanan belirtiler sürekli (haftalarca, aylarca devam eden), şiddetli (çocuğun ve ailenin hayat kalitesini bozan) ve birden fazla alanda (hem evde hem okulda) görülüyorsa, bir uzmana danışmanın vakti gelmiş demektir.
1. Duygusal Dalgalanmalar ve Değişimler
Sürekli Üzüntü ve Mutsuzluk: Çocuğun eskiden keyif aldığı şeylerden (oyun oynamak, arkadaşlarıyla vakit geçirmek) artık keyif almaması, sık sık ağlaması veya nedensiz bir mutsuzluk hali içinde olması.
Aşırı Kaygı ve Korkular: Yaşına uygun olmayan (örneğin 10 yaşındaki bir çocuğun anneden ayrılamaması), mantıksız veya aşırı korkular (karanlık, yalnız kalma, okul, sosyal ortamlar). Gelecekle ilgili sürekli endişelenme, "kötü bir şey olacak" hissi.
Aşırı Sinirlilik ve Öfke Nöbetleri: Yaşına göre beklenmedik, kontrol edilemeyen, yıkıcı ve sık tekrarlayan öfke patlamaları. Sürekli bir huzursuzluk ve gerginlik hali. (Çocukluk depresyonu kendini sıklıkla üzüntüden çok sinirlilik ile gösterebilir).
Duygusal Küntlük: Olaylara karşı tepkisiz kalma, duygularını ifade edememe veya aşırı içe kapanma.
2. Davranışsal Sorunlar
Saldırganlık: Arkadaşlarına, kardeşlerine, ebeveynlerine veya hayvanlara fiziksel zarar verme (vurma, ısırma, itme), eşyalara zarar verme.
Karşıt Olma ve Kural Tanımama: Otorite figürleriyle (ebeveyn, öğretmen) sürekli inatlaşma, kurallara kasten uymama, sık sık yalan söyleme veya hırsızlık gibi davranışlar sergileme.
Dikkat Eksikliği ve Aşırı Hareketlilik (DEHB Belirtileri):
Görevleri tamamlamakta zorlanma, kolayca dikkatinin dağılması.
Sürekli eşyalarını kaybetme, unutkanlık.
Yerinde duramama, sürekli kıpırdanma, oturması gerektiği halde oturamama.
Sırasını beklemekte zorlanma, söz kesme.
Takıntılı Davranışlar (OKB Belirtileri): Anlamsız olduğunu bildiği halde yapmaktan kendini alıkoyamadığı davranışlar (örneğin, sürekli el yıkama, kapıları kontrol etme, eşyaları belirli bir düzene sokma) veya zihinden atamadığı rahatsız edici düşünceler.
Kendine Zarar Verme: Tırnak yeme, saç koparma (trikotillomani), deri yolma gibi davranışların şiddetli olması. Ergenlikte daha ciddi olan jiletle kesme, duvara vurma gibi davranışlar acil müdahale gerektirir.
3. Sosyal İlişkiler ve İletişim
Sosyal İçe Çekilme: Arkadaş edinmekte zorlanma, mevcut arkadaşlarından uzaklaşma, sürekli yalnız kalmayı tercih etme.
İletişim Güçlükleri: Göz teması kurmaktan kaçınma, konuşmayı başlatma veya sürdürmede zorluk, ismine tepki vermeme (özellikle küçük yaşlarda Otizm Spektrum Bozukluğu açısından önemlidir).
Akran Zorbalığı: Çocuğun sürekli olarak akran zorbalığına maruz kalması (kurban olması) veya kendisinin başkalarına zorbalık yapması (fail olması).
4. Akademik ve Bilişsel Sorunlar
Ani Okul Başarısızlığı: Ders notlarında ani ve belirgin bir düşüş yaşanması, ödev yapmak istememe.
Öğrenme Güçlükleri: Okuma, yazma veya matematikte yaşıtlarına göre belirgin bir gerilik yaşaması (Disleksi, Diskalkuli belirtileri).
Okul Reddi: Okula gitmek istememe, sabahları mide bulantısı, karın ağrısı gibi bahanelerle evde kalmaya çalışma (genellikle altta yatan bir kaygı veya zorbalık nedeniyledir).
5. Fiziksel ve Fizyolojik Belirtiler
Psikosomatik Ağrılar: Tıbbi bir nedeni bulunamayan, genellikle stres ve kaygıyla tetiklenen baş ağrıları, karın ağrıları, mide bulantıları.
Uyku Sorunları: Uykuya dalmakta zorlanma, gece sık sık uyanma, kabuslar görme veya aşırı uyuma.
Yeme Bozuklukları: Anormal derecede az yeme (kilo kaybı, anoreksiya) veya aşırı yeme (kilo alımı, tıkınırcasına yeme). Besinleri aşırı seçme.
Gelişimsel Gerileme (Regresyon): Daha önce kazanılmış becerilerin (örneğin tuvalet eğitimi) kaybedilmesi. Alt ıslatma (Enürezis) veya kaka kaçırma (Enkoprezis) (5 yaşından sonra hala devam ediyorsa).
Yaş Gruplarına Göre Dikkat Edilmesi Gerekenler
Çocukların gelişim dönemlerine göre sergiledikleri normal davranışlar farklılık gösterir. Bir belirtinin "sorun" olup olmadığını değerlendirirken çocuğun yaşı kritik öneme sahiptir.
0-6 Yaş (Okul Öncesi Dönem)
Bu dönem, hızlı bir fiziksel ve zihinsel gelişimin olduğu, temel güven duygusunun ve bağlanmanın şekillendiği kritik bir evredir.
Uyku ve Beslenme Sorunları: İnatçı ve sürekli yeme reddi, aşırı seçicilik, gece terörü veya uykuya dalamama.
Aşırı Hareketlilik ve Dürtüsellik: Yaşıtlarına göre belirgin derecede daha hareketli olması, tehlikeli davranışlarda bulunması (tırmanma, atlama), kendini durduramaması.
Konuşma Gecikmesi: Yaşına uygun dil becerilerini gösterememesi (örn; 2 yaşında basit cümleler kuramaması).
Sosyal İlgisizlik: Diğer çocuklarla ilgilenmeme, göz teması kurmama, ismine bakmama, oyun kuramama (Otizm Spektrum Bozukluğu açısından önemli sinyallerdir).
Aşırı Ayrılma Kaygısı: Ebeveynden (özellikle anneden) ayrılırken aşırı tepki verme, bu durumun kreşe veya okula adaptasyonu imkansız kılması.
7-12 Yaş (Okul Çağı Dönemi)
Bu dönemde sosyal çevre (okul, arkadaşlar) önem kazanır. Akademik beceriler ve sosyal kurallar öğrenilir.
DEHB ve Öğrenme Güçlükleri: Bu tanılar en sık okul çağında belirginleşir. Derse odaklanamama, ödevleri tamamlayamama, okuma-yazmada gerilik.
Sosyal Fobi ve Kaygı: Okulda söz almaktan çekinme, sunum yapamama, akranları tarafından dışlanma korkusu.
Tik Bozuklukları: Göz kırpma, omuz silkme, boğaz temizleme gibi motor veya vokal tiklerin başlaması veya artması.
Davranış Sorunları: Arkadaş ilişkilerinde artan saldırganlık, yalan söyleme veya hırsızlık davranışlarının görülmesi.
13-18 Yaş (Ergenlik Dönemi)
Kimlik arayışının, hormonal değişimlerin ve duygusal dalgalanmaların en yoğun olduğu dönemdir. Bu dönemde bazı riskler artar.
Duygudurum Bozuklukları: Majör Depresyon veya Bipolar Bozukluk belirtileri (aşırı mutsuzluk, enerjisizlik veya tam tersi aşırı coşku ve riskli davranışlar).
Riskli Davranışlar: Alkol, sigara veya madde kullanımı denemeleri.
Yeme Bozuklukları: Özellikle kız çocuklarında görülen Anoreksiya (yememe) veya Bulimia (yiyip çıkarma).
Kendine Zarar Verme ve İntihar Düşünceleri: Vücuda kesikler atma, intihar hakkında konuşma, plan yapma. Bu belirtiler ASLA göz ardı edilmemeli ve acil müdahale gerektirir.
Kimlik Karmaşası: Cinsel kimlik veya gelecek kaygısıyla ilgili yoğun bocalamalar.
Değerlendirme Süreci: İlk Görüşmede Neler Olur?
Çocuk psikiyatrisine gitme kararı alan ebeveynler, ilk randevuda neyle karşılaşacaklarını merak ederler. Bu süreç korkutucu değildir ve temel amacı bilgi toplamaktır.
Anamnez (Öykü Alma): Psikiyatrist, öncelikle ebeveynlerle (bazen çocuk olmadan, bazen çocukla birlikte) görüşür. Çocuğun doğumdan itibaren gelişim öyküsü, aile yapısı, genetik yatkınlıklar, okul durumu ve şikayetlerin ne zaman başladığı detaylıca öğrenilir.
Çocukla Görüşme: Uzman, çocuğun yaşına uygun bir şekilde (küçükse oyun yoluyla, büyükse sohbet ederek) onunla iletişime geçer. Çocuğun duygularını, düşüncelerini ve dünyayı nasıl algıladığını anlamaya çalışır.
Klinik Gözlem: Psikiyatrist, çocuğun görüşme sırasındaki davranışlarını, konuşmasını, motor becerilerini ve etkileşimini gözlemler.
Psikometrik Testler: Gerekli görülürse, dikkat testleri (örn; MOXO), zeka testleri (WISC-R, WISC-4), gelişim tarama testleri (Denver II, AGTE) veya kişilik envanterleri (MMPI - ergenler için) gibi testler istenebilir.
Tanı ve Tedavi Planı: Tüm bu bilgiler ışığında psikiyatrist bir değerlendirme yapar. Bir tanı konulursa, bu tanı ve olası tedavi seçenekleri (terapi, ilaç tedavisi, aile danışmanlığı, okul işbirliği) aileye detaylıca anlatılır.
Tedavi Yöntemleri: Çocuğuma Ne Yapılacak?
Çocuk psikiyatrisinde tedavi, "sadece ilaç vermek" demek değildir. Tedavi, çocuğun ihtiyacına göre şekillenen bütüncül bir yaklaşımdır.
1. Psikoterapi (Konuşma/Oyun Terapisi)
Çocuklar için terapinin temel taşıdır.
Oyun Terapisi (Küçük Çocuklar): Çocuklar duygularını yetişkinler gibi kelimelerle ifade edemezler. Oyun, onların dilidir. Oyun terapisi ile uzman, çocuğun yaşadığı çatışmaları, korkuları ve travmaları oyun yoluyla anlamasını ve çözmesini sağlar.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT - Okul Çağı ve Ergenler): Özellikle kaygı, depresyon ve OKB tedavisinde etkilidir. Çocuğun olumsuz düşünce kalıplarını (bilişsel) fark etmesini ve bunları daha sağlıklı davranışlarla (davranışçı) değiştirmesini hedefler.
Aile Terapisi: Çoğu zaman sorun sadece çocukta değil, aile içi dinamiklerde de olabilir. Aile terapisi, aile içi iletişimi güçlendirmeyi, ebeveynlerin tutarlı ve destekleyici tutumlar geliştirmesini sağlar.
2. İlaç Tedavisi (Farmakoterapi)
Ebeveynlerin en çok çekindiği konudur. Ancak bazı durumlarda ilaç tedavisi, çocuğun terapiye yanıt verebilmesi ve günlük işlevselliğini kazanabilmesi için gerekli olabilir.
Ne Zaman Gerekir? Şiddetli DEHB, ağır depresyon, psikotik belirtiler, şiddetli kaygı bozuklukları veya OKB gibi biyolojik temeli güçlü durumlarda, belirtiler çocuğun hayatını tamamen durma noktasına getirmişse düşünülür.
Güvenli midir? Çocuk psikiyatristleri, ilaç tedavisini son derece dikkatli başlarlar. Kullanılan ilaçlar "uyuşturucu" veya "bağımlılık yapıcı" (yeşil/kırmızı reçeteli bazı dikkat ilaçları hariç, ki onlar da doktor kontrolünde güvenlidir) değildir. Tedavi, en düşük etkili dozda başlanır ve çocuğun gelişimi (boy, kilo, kan değerleri) yakından takip edilir.
Amaç Nedir? Amaç çocuğu "uyutmak" veya "sersemletmek" değil, beynin kimyasını dengeleyerek çocuğun terapiye daha açık hale gelmesini, dikkatini toplayabilmesini ve kaygısını yönetebilmesini sağlamaktır.
3. Ebeveyn Danışmanlığı ve Okul İşbirliği
Tedavinin en önemli ayaklarından biridir. Çocuk psikiyatristi, ebeveynlere çocuklarının yaşadığı zorlukla nasıl başa çıkacakları, evde nasıl bir tutum sergilemeleri gerektiği konusunda eğitim (psikoeğitim) verir. Ayrıca, çocuğun okul ortamında da desteklenmesi için öğretmenler ve okul rehberlik servisi ile işbirliği yapılması kritik öneme sahiptir.
Ankara'da Çocuk Psikiyatri Desteği Arayışı ve Doç. Dr. Büşra OLCAY ÖZ
Başkent Ankara, çocuk ruh sağlığı alanında pek çok değerli uzmana ev sahipliği yapmaktadır. Bu alanda bir uzman seçerken, ebeveynlerin dikkate alması gereken en önemli kriterler uzmanın eğitimi, deneyimi ve çocuğa/aileye olan yaklaşımıdır.
Çocuğunuz için bir uzmana başvurma kararı aldığınızda, bu süreci şefkatle ve bütüncül bir bakış açısıyla yürütecek bir profesyonel bulmak çok önemlidir. Ankara'da çocuk ve ergen psikiyatrisi alanında hizmet veren Doç.Dr. Büşra OLCAY ÖZ gibi deneyimli uzmanlar, bu zorlu süreçte ailelere rehberlik etmektedir. Doçentlik unvanına sahip olan Dr. Büşra Olcay Öz, akademik birikimi ile klinik tecrübesini birleştirerek, çocukların ve ergenlerin yaşadığı duygusal, davranışsal ve gelişimsel sorunlara yönelik kapsamlı değerlendirme ve tedavi hizmetleri sunmaktadır.
Ankara'da bir çocuk psikiyatristi arayışında olan aileler için, Doç.Dr. Büşra OLCAY ÖZ'ün yaklaşımı, bu makalede belirtilen bilimsel temelli ve bütüncül (ilaç, terapi, aile danışmanlığı) tedavi prensiplerini kapsamaktadır. Uzman seçimi, tedavinin başarısındaki kilit faktörlerden biridir ve bu alanda yetkin isimlere başvurmak, çocuğunuzun geleceği için atacağınız en önemli adımlardan biridir.
Ebeveynlere Notlar: Süreçte Sizin Rolünüz
Çocuğunuzun bir psikiyatrik zorluk yaşıyor olması, sizin başarısız bir ebeveyn olduğunuz anlamına gelmez. Bu süreçte suçluluk duymak yerine, çözüme odaklanmak gerekir.
Sabırlı ve Tutarlı Olun: Tedavi bir maratondur, bir gecede mucize beklemeyin. Uzmanın önerdiği tutumları evde tutarlı bir şekilde uygulamak (örneğin sınır koyma, rutin oluşturma) tedavinin temelidir.
Çocuğunuzu "Etiketlemeyin": Çocuğunuz "DEHB'li" veya "depresif" değildir. O, DEHB veya depresyon yaşayan bir çocuktur. Tanı, sorunu anlamak içindir, çocuğu tanımlamak için değil.
Duygularını Onaylayın: Çocuğunuz öfkelendiğinde veya üzüldüğünde "Ağlanacak bir şey yok" demek yerine, "Şu an çok üzgün/öfkeli olduğunu görüyorum" diyerek duygusunu anladığınızı gösterin.
İşbirliği Yapın: Psikiyatrist ve terapistle tam bir işbirliği içinde olun. Gelişmeleri, evdeki zorlukları ve ilaç yan etkilerini (varsa) dürüstçe paylaşın.
Kendinize de İyi Bakın: Zorlu bir süreçten geçen bir çocuğa ebeveynlik yapmak yorucudur. Kendi ruh sağlığınızı ihmal etmeyin.
Erken Müdahale Hayat Kurtarır
Çocukluk çağı ruhsal sorunları, "çocuktur, büyüyünce geçer" denilerek hafife alınmamalıdır. Tıpkı astım veya diyabet gibi, bu sorunlar da tıbbi ve psikolojik destek gerektiren durumlardır.
Çocuğunuzun davranışlarında, duygularında veya sosyal ilişkilerinde sizi endişelendiren, süreklilik arz eden ve yaşam kalitesini bozan değişiklikler fark ettiğinizde bir çocuk psikiyatristine başvurmaktan çekinmeyin. Erken tanı ve doğru müdahale, çocuğunuzun potansiyelini tam olarak gerçekleştirmesinin, sağlıklı bir yetişkin olmasının ve mutlu bir yaşam sürmesinin önündeki engelleri kaldırabilir. Yardım aramak bir zayıflık değil, çocuğunuzun iyiliği için attığınız en cesur ve en sorumlu adımdır.